Bugün 13 Ekim 2024

Saat 17:35

İstanbul’a sonbahar yavaş yavaş geliyor bu yıl, gece yağan yağmurdan sonra hava kapalı ve serin

İstanbul’dayım.

Filmekimi, yeni sergiler, yeni müzeler bahanesiyle biraz özlem gidermeye geldim.  

Ve yine Moda’daki Hüseyin Bey ile Osman Zeki Üngör sokaklarının kesişiminde duruyorum. 

Yani önceki üç kaydımın konusu olan Melek Celâl’in Villa Wohl olarak bilinen köşkünün ve bahçesinin bir zamanlar bir köşesini kapladığı kesişimde. 

Yaz aylarında Villa Wohl’ün izini sürerken, bugün onun ve bahçesinin yerinde Kervan Apartmanı A ve B Blok şeklinde iki apartman yapısı olduğunu keşfetmiştim.

Bu süreçte, Türkiye’nin modern mimarlık tarihindeki önemli bir yapısı da karşıma çıkıvermişti aniden.

Villa Wohl’un Hüseyin Bey Sokak’taki karşı komşusu, Zeki Sayar’ın bir villasıydı. 

Pervititch haritalarından 1938 tarihli Moda Burnu paftasında Hüseyin Bey ve o zamanki ismiyle Şükran, bugünkü ismiyle Osman Zeki Üngör sokaklarının kesişimindeki dört köşeden birini kaplayan “Tennis” yazılı açık alanın bitişiğinde, Hüseyin Bey Sokak 6 numarada görülen villaydı bu.  

Arkitekt dergisinin 1936 yılında yayımlanmış 3. sayısının kapağında etkileyici bir köşe perspektifinden siyah-beyaz fotoğrafı yer alıyordu.

Derginin bu sayısının 65. ve 69. sayfaları arasında da, “Modada bir villâ” başlığıyla, “Mimar Z. Sayâr” tarafından iki kat planı ve üçü iç mekâna ait toplam yedi tane siyah-beyaz fotoğraf eşliğinde tanıtılıyordu.

“Kalabalık olmayan bir aile için” inşa edilmiş, “iki buçuk katlı” ve “yedi odalı” villanın “zemin” katında “bir kabul salonu, bir yemek odası ve servis kısmı” ile “ön cepheye gelmek ve iki salonun önünü tamamile kaplamak üzere bir kış bahçesi” vardı. Birinci katta ise, dört yatak odası ve bir banyo yer alıyordu. Bodrum katına da “sığınak, çamaşırlık, kalorifer ve bir hizmetçi odası, depo” yerleştirilmişti (s. 65).

Yapının “gerek malzeme ve gerek işçilik itibarile, mümkün olan bir ihtimamda yapıl[dığını]” vurgulayan Sayar’ın özellikle “kış bahçesini teşkil eden kısma” dair açıklamaları ilgimi çekiyor. Bu kısım, yani giriş katının ön cephesi “beş büyük parça”dan ve bu parçaların “kolaylıkla açılıp kapanabilmesi için raylar üzerin[de hareket eden] makaralar”dan oluşan, böylece “üst üste toplan[abilen]”, “içeriye soğuk girmemesi için [de] binili ve geçmeli olarak yapılmış” ve bu “geçmelerin içine keçe konulmuş” “demir sürme pencereler” ile kaplanmış (s.69). 1930’lar Türkiyesinde üretilmiş bu pencereleri hayalimde sürerek açıp kapatıyorum, ağırlıklarını, çıkardıkları sesleri hissetmeye çalışıyorum.

Sayar, yazısında bahsetmese de, İTÜ’nün ilk rektörü Prof. Osman Tevfik Baylan’ın ismiyle tanınıyor bu villa. Ben de özellikle o iç mekân fotoğraflarından hatırlıyorum bu yapıyı. Yerini ise yakın bir zamanda, iki önceki kaydımda bahsettiğim Osman Öndeş’in Moda: Kadıköy’ün Güngörmüş Sayfiyesi (2021) kitabından edindiğim bilgiyle tespit etmenin heyecanı içindeyim hâlâ (s.305-307).  

Öndeş’in kitabı sayesinde, villadaki yaşamın tarihine dair Osman Tevfik Taylan’ın kızı, Cumhuriyet’in ilk kuşak kadın mimarlarından ADMMA/Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Leyla Taylan Baydar’ın, öğrencisi Levent Civelekoğlu’nun aktarımıyla, bazı anılarından da haberdar oluyorum. Civelekoğlu’nun blogunda daha detaylı olarak yer verdiği bu anılardan, Baydar’ın Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki diploma projesi gibi, eşi Ferzan Baydar ile birincilik ödülünü kazandığı Eskişehir Garı yarışma projesini de “denizi, sakız ağaçlarını, tarihi yarımadayı gören köşe penceresine yerleştirdiği masasında” çizdiğini öğreniyorum (https://lcivelekoglu.blogspot.com/2020/).

Bugün Taylan ailesinin villasını, bahçesini ve bitişiğindeki “Tennis” alanından bir bölümü kaplayan arazide Rüyam Apartmanı A Blok ve Rüyam Apartmanı B Blok isimli, biri Osman Zeki Üngör Sokağı’ndan, diğeri de Hüseyin Bey Sokağı’ndan olmak üzere iki girişli tek bir apartman yapısı var.

Dün sabah yaptığım son turumda, A Blok’un birinci katındaki balkonlarında kahvaltı yapan aile, apartmanlarına duyduğum yoğun ilgiyi fark etti ve aramızda hafif tedirginlikle başlayan konuşma, kısa sürede hoş bir sohbete dönüştü.

Ve böylece Zeki Sayar’ın Taylan ailesi için tasarladığı villanın yerindeki Rüyam Apartmanı’nın da tahmin ettiğim gibi bir mimarı olduğunu, hem de bu mimarın 1960’lardan itibaren Kadıköy’de inşa edilmiş pek çok apartman yapısıyla bilinen Melih Koray olduğunu öğrendim.

Kayıtlarımın parçası olarak bir süredir üzerinde çalıştığım Moda haritama bir yapı daha işledim böylece.