Saat 14:40
Ankara’da serin ve kapalı birkaç günün ardından ılık ve sonbahar güneşli bir hava var



Abdülmecid Efendi, “Haremde Goethe”, (Ankara Resim ve Heykel Müzesi)
Yıllardan sonra geçenlerde bir sabah, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ni ziyaret ettim.
Erken Cumhuriyetin Ankarasından miras, Arif Hikmet Koyunoğlu’nun Türk Ocağı binasından dönüşmüş müzeyi ve çevresini hatırladığımdan çok daha bakımlı bulduğuma sevindim.
Gördüğüm ilk resim olan, “kitap okuyan kadın” temalı resimlere yıllardır duyduğum ilgi nedeniyle yakından tanıdığım Abdülmecid Efendi’nin “Haremde Goethe”siyle tekrar karşılaştığım için heyecanlandım.
Müzeyi gezerken, zihnim bir yandan da önceki iki kayıt konum olan Melek Celâl ve onun Moda’daki Villa Wohl ismiyle bilinen köşküyle meşguldü.


Nazmi Ziya Güran, “Manzaralar” | İbrahim Çallı, “Salâh Cimcoz” (Ankara Resim ve Heykel Müzesi)
Özellikle Nazmi Ziya Güran’ın ve İbrahim Çallı’nın resimleriyle karşılaştığımda, Melek Celâl’in köşkündeki atölyesini hatırladım hemen. Sabancı Müzesi’ndeki serginin kataloğundan öğrenip önceki kayıtlarımda bahsettiğim gibi, Nazmi Ziya Güran ve İbrahim Çallı, Melek Celâl’in atölyesini açtığı hatta birlikte çalıştığı dostları arasındaydı.
Fakat Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ni benim için o gün Villa Wohl’a doğrudan bağlayan, Çallı’nın Salâh Cimcoz portresiydi (1932). Villa Wohl’un karşısındaki, bugün yerinde Salâh Apartmanı olan köşkün sahibi ve Melek Celâl ile eşinin yakın dostu Salâh Cimcoz, atölyeyi de sık sık ziyaret eden isimlerdendi (Ahu Antmen, s.76).
Ayrıca Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi erken Cumhuriyetin Ankarası ile özdeşleştirdiğim isimlerin de Melek Celâl’in düzenlediği salon toplantılarına katıldıklarını hatırladım (Antmen, 58).
Bir de, eşiyle birlikte köşkte sık sık misafir ettiği yakın dostu ve 1934-1935 yıllarında kendisinin de Moda’da yaşadığını katalogdan öğrendiğim Yahya Kemal üzerinden Ankara’ya bağlamayı denedim Melek Celâl’i (Mehmet Samsakçı, s.111-114).
Katalogda Yahya Kemâl’in “Ankara’nın neresini çok seviyorsunuz?” sorusuna verdiği (benim de çocukken ailemle yaptığım neredeyse her Ankara-İstanbul tren yolculuğu öncesinde işittiğim) meşhur “İstanbul’a dönüşünü” cevabının Melek Celâl aktarımıyla verilmesi dikkatimi hemen çekmişti (Samsakçı, s.115).
Gözüme çarpan başka ilginç bilgiler, Melek Celâl ve Yahya Kemâl mektuplaşmalarında geçiyordu. Örneğin, 19 Nisan 1941 tarihli mektubuna “… geçen akşam Ankara Palas’a telefon ettim. Maalesef sizi bulamadım. Herhalde aradığımı söylemişlerdir” diyerek başlayan Melek Celâl, “Bir hafta sonra Celâl Bey Ankara’ya gidiyor. Ben de bir niyet etmiştim lâkin trenlerde yer yok” diyerek devam ediyordu (Samsakçı, s.117/r.5).
3 Nisan 1948 tarihli Yahya Kemâl’e gönderdiği mektubunu ise bu defa kendisi Ankara Palas’ta kalırken yazıyordu Melek Celâl (Samsakçı, s.118).
Sonuç olarak, Melek Celâl’in Ankara’yı belli zamanlarda ziyaret ettiğini ve bir Cumhuriyet kadını bilinciyle yeni başkenti değerli bulduğunu fakat bir Modalı olarak İstanbul’a da bir an önce dönmek istediğini tahmin ediyorum.


Kaynak: Ankara Resim ve Heykel Müzesi – çevrimiçi arşiv
Burada, Melek Celâl’in Ankara ziyaretlerinin nedenleri arasında katıldığı sergiler olabileceği ihtimali geliyor aklıma.
Örneğin, yine serginin kataloğundan öğrendiğime göre, 1929 yılında Güzel Sanatlar Birliği’nin Ankara’da açtığı sergiye, biri “Etüd Venüs” isimli, iki eseriyle katılmış (“Kronoloji”, s.248). 1939 yılında da, Maarif Vekilliği’nin Ankara’da düzenlediği Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde iki portre, iki nü, yedi peyzaj ve “Harman”, “Zambak”, “Çiçek” isimli üç natürmort resmi sergilenmiş (“Kronoloji”, s.249).
Katıldığı başka bir sergiyi de Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin çevrimiçi arşivinde yaptığım bir araştırmada keşfediyorum. Yine Maarif Vekilliği’nin 31 Ekim-30 Kasım 1941 tarihleri arasında Sergi Evi’nde düzenlediği Üçüncü Resim ve Heykel Sergisi’nin kataloğunun 8. sayfasının en başında “Melek Celâl Sofu” ismi yazılı. Hemen altında da “Güzel Sanatlar Birliğinden” notuyla birlikte “195-Portre, 196-Portre, 197-Portre” şeklinde sergilenen resimleri listelenmiş.
Bu keşfimi, Melek Celâl sergisinin kataloğunun sonunda yer alan “Kronoloji”ye, 1941 yılına bir not düşerek ekliyorum.








Müfide Kadri | Mihri Müşfik | Hale Asaf | Şükriye Dikmen | Eren Eyüboğlu | Fahrülnisa Zeid | Neş’e Erdok | Gencay Kasapçı (Ankara Resim ve Heykel Müzesi)
Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde resimleri sergilenen sanatçı kadınlar arasında Müfide Kadri, Mihri Müşfik, Hale Asaf, Şükriye Dikmen, Eren Eyüboğlu, Fahrülnisa Zeid, Neş’e Erdok ve Gencay Kasapçı var.
Gözlerim onların arasında Melek Celâl’in en azından bir resmini arıyor.
Ve iki önceki kayıtta bahsettiğim “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisinden esinlenerek, müzenin zengin koleksiyonunda yer alan sanatçı kadınların sergilenmeyen eserlerini gün yüzüne çıkarıp başka koleksiyonlardan ödünç alınanlarla birleştiren bir sergide, Ankara’da ağırlamayı hayal ediyorum Melek Celâl’i.