Bugün 3 Mart 2024

Saat 14:50

İstanbul’da hava kapalı ve serince

İki haftadır İstanbul’dayım. Özlemişim mahallemi. 

Yürüdüm, tramvaya binmedim bugün, karşıma çıktıkça fotoğraflarını çektim.

Bahariye’de, Süreyya Operası’nın önünde 8 Mart’ı kutlamaya hazırlanan topluluğa katıldım bir ara, bayrak salladım, sloganlarına eşlik ettim.

Italo Calvino’nun Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler kitabına neredeyse bir yıl önce, 20 Nisan 2023 günü yaptığım bir turda da değinmiştim. 

Görünmez Kentler’in büyüsünden kendimizi bir türlü kurtaramadığımızdan haksızlık ettiğimizi düşünüyorum ona.

Halbuki o da kente, kentte yaşama hissine, deneyimine dair çok önemli bir kitap. 1963 yılında basılmasına, Calvino’nun içindeki öykülerin bir kısmını 1950’lerde yazmasına rağmen, tuhaf bir güncelliği var. 

Öykülerin baş karakteri yoksul işçi Marcovaldo’nun kentle boğuşarak geçen günlük hayatının parçası muhtelif insandan başka karakter arasında tramvayın yeri ayrı.

Her sabah onunla işine gidiyor Marcovaldo, her akşam onunla evine dönüyor yorgun argın.

Bir sabah tramvay durağında beklerken bir çimen tarhında yetişmiş mantarları fark etmesiyle başlıyor bir öykü.

Bir gece uyumak için gittiği parkın yakınlarındaki bir sokakta tramvay rayının makası değiştirilirken çıkan her türlü sesi yansıtıyor başka biri.

Bir öğleden sonrasında geçen bir öyküde ise, çocuklarıyla biniyor tramvaya Marcovaldo. Tıklım tıklım dolu bir tramvay bu, son durağı, çocuklarının temiz havada koşup oynamaları için götürmeye karar verdiği kentin tepesinde.

Bir başkası da, kenti kaplayan rengârenk sabun köpüklerinin ilk olarak tramvaydakiler tarafından görüldüğünü not ediyor. 

“Yanlış Durak” isimli öyküde ise 30 numaralı bir tramvay var. Soğuk bir gecede, “rahatsız bir evin sıkıntısını çekenler” için “sığınak” (s.59) olan sinemadan çıkıyor Marcovaldo ve kent “kalın, tıkız” (s.59) bir sisle kaplanmış hâldeyken biniyor bu tramvaya. Yolda pencereden “boş geceyi” (s.60) seyrederken dalıp gidiyor, durakları karıştırıyor ve yanlış durakta iniyor. Ondan sonra nerede olduğunu anlamaya, yolunu bulmaya çalışırken başına gelenler, Calvino’nun sinema tutkusuna yakışır şekilde, kısa film olabilecek görsellikte gelişiyor

Bu öykü, Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde 23 Şubat’ta açılan, küratörlüğünü Bilge Bal ve Orhan Cem Doğan ile birlikte yaptığım “Italo Calvino 100 + 1 Yaşında!” sergisine katılan Ci Demi’nin yedi tane renkli İstanbul fotoğrafı için seçtiği Calvino alıntısının da yer aldığı öykü aynı zamanda.

Şöyle bir alıntı bu: “Marcovaldo park etme yasağı direğinden uzanarak oraya çıkmayı başardı. Çıkıntının üstünde doğrulunca, beyaza çalan kocaman bir tabela görür gibi oldu, bir iki adım atıp tabelaya yaklaştı; sokak lambasının ışığı burada, beyaz taban üzerindeki siyah harfleri yarı aydınlatıyordu, ama “Yetkisiz kişilerin girmesi kesinlikle yasaktır” yazısı kendisine ışık tutmaya yaramıyordu” (s.62).

Fotoğraflar ve alıntı arasında kurulabilecek bağlara gelince; en iyisi, bu konuda ben bir şey söylemeyeyim, siz sergiyi görün ve/ya kataloğunu inceleyin (https://drive.google.com/file/d/1Uy8UfgYwRbeh6_dre03ulXGliP6vxUcF/view?usp=drive_web).