Bugün 16 Haziran 2023, Perşembe

Saat 16:15

Hava sıcak, nemli de fakat kapattıkça kapattı, rüzgâr da çıktı, birazdan şiddetli yağmur yağabilir

Bugün evdeyim, notlarımı çalışma masamdan yazıyorum.

Dün, diğer blogum “Ayasofya Günlüğü”ne çok yakında koyacağım yazım için Istanbul Araştırmaları Enstitisü’ndeki “Meşgul Şehir”/“Occupied Istanbul” sergisini bir kere daha ziyaret ettim.

Bu defa niyetim sadece fotoğraf çekmekti fakat bir panonun önünden geçerken birden durdum ve çok ilginç bir malzemeye farklı bir gözle yeniden baktım. 

“İşçiler Ayaklanıyor” başlıklı bu panonun mütareke döneminde güçlenen işçi hareketi ve örgütlenen sosyalist siyasi partiler hakkında verdiği bilgilerden “… Türkiye Sosyalist Fırkası[’nın] kentin vapur, tramvay, elektrik işleri, depoları ve tersanelerinde çalışan işçiler arasında önemli destek kazan[ması]” dikkatimi daha önce de çekmişti.

Fakat dün, tüm ilgim, böyle bir bilgiyi “Gezgin Kayıtlar” ile nasıl ilişkilendirebileceğime yöneldi.

Panodaki belgelerden, “tramvay işçilerinin Kağıthane’deki Mayıs 1921 toplantısı”nın 8 Mayıs 1921 tarihli Alemdar gazetesinde yayımlanmış haberi ve Efthimios Alexandropoulos isimli bir tramvay kondüktörünün “YOLDAŞLAR! Tramvay Şirketi’nin işe geri dönmek için verdiği mühlet yarın doluyor” cümlesiyle başlayan sözleri hem bu bilgiyi destekliyor hem de başlı başına araştırma ve yorum hak ediyordu.

Böylece, İstanbul’un tramvay tarihinin bu iki önemli tanıklığından esinlenerek, kentin farklı bir bölgesinin farklı bir tarihsel dönemine ait Kadıköy-Moda tramvayına ilişkin olanlarının peşine düşmeye karar verdim “Gezgin Kayıtlar”da.

Kaynak (sağ): http://www.rmk-museum.org.tr/istanbul/koleksiyon/demir-yolu-ulasimi/kadikoy-moda-tramvay

Bir yandan da, panoda diğer belgelerin yanında yer alan tramvay bileti/tarifesi/ücreti gibi Kadıköy-Moda tramvayına da ait olabilecek efemeranın peşine düşmeli, hatta koleksiyonerliğine başlamalıyım belki de.

Ama ilk işim, Rahmi Koç Müzesi’ndeki Kadıköy-Moda hattında 1934-1966 yılları arasında çalışmış 20 numaralı tramvayı görmek olacak.

Bugün 8 Haziran 2023 Perşembe

Saat 13:15

Hava bir açıyor, bir kapıyor, biraz da rüzgârlı ama artık yaz geldi 

İsmini Kadıköy’ün en sevdiğim yapılarından Aya Triyada Rum Ortodoks Kilisesi’nden alan Kilise durağındayım.

Başka bir turumu sadece bu Kilise’ye ayıracağım.

Bugünkü notlarımda ise, ona açılan Kuzu Kestane Sokak’taki bir yapının izini sürmeye devam ettim durağa gelmeden önce.

Kadıköy’ün iki güzelim ağacı karşılıyor Bahariye Caddesi’nden (General Asım Gündüz Caddesi’nden) bu güzel isimli sokağa girenleri.

Fakat iki ağaç da Kuzukestanesi değil. Soldaki Batı çınarı (Platanus occidentalis), sağdaki ise Doğu çınarı (Platanus orientalis).

Soldakinin gölgesi, nasıl olduysa hâlâ yerinde duran tarihî bir ahşap köşkün cephesini kaplıyor kısmen.  

Bir zamanlar sağdakinin de, varlığından bambaşka bir vesileyle haberdar olduğum kâgir bir konağın girişini gölgelediğini hayal ediyorum.

Geçen hafta bir Yıldız Moran sergisi gördüm. 

Moran’ın bir fotoğrafına verdiği “Gölgenin Nezaketi” ismini ödünç alan sergi, geçtiğimiz Kasım ayında Galeri Nev’de, Ankara’da düzenlendikten sonra yine Galeri Nev tarafından Mayıs ayında Adas’a, İstanbul’a taşınmıştı.

Her zamanki gibi çok etkileyiciydi Moran’ın fotoğrafları.

Bu serginin daha önce Pera Müzesi’nde (Kasım 2013-Ocak 2014) ve İstanbul Modern’de (Kasım 2018-Mayıs 2019) düzenlenmiş Yıldız Moran sergilerinden (“Zamansız Fotoğraflar”/“Bir Dağ Masalı”) en dikkat çekici farkı, Moran’ın oğlu Olgun Arun tarafından korunan ve düzenlenen arşivini öne çıkarmasıydı. 

Bu çok önemli arşive dayanan ve iki yılda bir tekrar etmesi amaçlanan bir dizi serginin de ilkiydi.

Moran’ın arşivine yönelik böyle bir ilgi, haliyle sergiye eşlik eden kataloğun da odağında. 

Gümüş jelatin baskı olan fotoğrafların arka yüzlerini de görür görmez heyecanlanıyorum. 

Ön yüzlerinin tarihselliklerini belgeleyen bu arka yüzlerde, isminin altında Moran’ın 1950’li yılların ilk yarısında fotoğrafçılık eğitimi gördüğü ve icra ettiği Londra’daki adresinin damgası ya da kendi el yazısıyla düşülmüş kısa notları okumaya çalışmak arşivlere özgü keşif hissi veriyor.

Katalogdaki Deniz Türker’in “Yıldız Moran ve Reddin Arşivi” başlıklı yazısı ise, Moran’ın sanat yaşamında karşılaştığı reddedilişlerin belgelerini de kapsayan arşivinin böyle reddedilişleri reddetmesi gibi yeni bilgiler eşliğinde önemli tespitler ve yorumlar içeriyor.

Bu reddedilişlerden birini, Moran ve New York’taki MoMA’nın (Museum of Modern Art) fotoğraf biriminin başındaki Edward Steichen arasındaki mektuplaşma belgeliyor. 

25 Temmuz 1958 tarihinde yazdığı mektubunda Moran, Londra’dan döndükten sonra yaptığı Anadolu seyahatlerinde çektiği fotoğraflardan bir seri gönderiyor Steichen’a ve ABD’de bir sergi açma isteğinden bahsederek kendisinden fotoğrafları hakkında yorum yapmasını, “yapıcı eleştiriler”de bulunmasını rica ediyor.

8 Ocak 1959 tarihinde cevap veren Steichen, gayet tepeden bakan bir tonda Moran’a fotoğraflarının ilginç denebilecek bazı özellikler taşısa da sanatsal olarak çok yetersiz olduklarını, bu nedenle de “önünde uzun ve meşakkatli bir yol uzandığını” yazıyor.

Detaylı bir çözümlemeyi hak eden bu mektuplaşmada benim bir anda gözüme çarpan şey ise, Yıldız Moran’ın adresi: 

Kuzu Kestane Sokak 4
Bahariye, Kadıköy
Istanbul

Ailesinin Bahariye’de bir konağı olduğunu okumuştum Pera Müzesi’ndeki serginin kataloğunda (s.10). 

Fakat yine de bir anda coşuyorum.

Yıldız Moran’ın bir zamanlar çok yakınımda yaşadığını keşfettiğim için.

Ancak neredeyse emin olduğum bir tahminde bulunarak çıktığım ilk keşif turunda maalesef yanılmadığımı görüyorum. 

Bugün Kuzu Kestane Sokak 4 numarada ismi Moran Apartmanı olan, 4/1 A ve 4 B şeklinde iki bloktan oluşan bir yapı var. 

Bir zamanlar yerinde duran Moran ailesine ait konağın en azından büyüklüğü hakkında bir fikir edinebiliyorum bu yapıdan. 

Peki acaba tam karşısındaki gibi ahşap bir yapı mıydı o konak yoksa kâgir mi?

Eve dönünce kütüphanemdeki Kadıköy-Bahariye-Moda tarihiyle ilgili kitaplara bakıyorum hemen. Çoğunda sadece o ahşap köşkten bahsediliyor, “Hariciye Nazırı Reşit Paşa Köşkü” olarak bilinen.

Moran ailesinin konağına dair tek ipucunu ise Dr. Müfid Ekdal’ın Saklı Hikâyeleri ve Resimleriyle Kadıköy Sokakları (2014) kitabında buluyorum. Şöyle diyor Ekdal: “Köşkün karşısındaki uzun yıllar eğitim veren Moran Okulu da Kısıklı’ya taşınmıştır” (s.76). 

Fakat bu açıklamaya eşlik eden fotoğraf yakın zamanlarda çekildiğinden “Moran Okulu”nun binası hakkında bir şey öğrenemiyorum.

Yine de, böyle bir bilgiye erişebildiğim için pek seviniyorum. 

Bugün Kadıköy Kaymakamlığı olan Reşit Paşa Köşkü’nün Bahariye 41. İlkokulu olduğu zamanlar, Moran ailesinin konağının “Moran Okulu” olduğu zamanlarla kesişmiş miydi acaba? 

Her durumda, Kuzu Kestane Sokak’ın tarihine karşılıklı yerleşmiş bu iki köşk/konak/okul, benzer dönüşümler geçirmiş diğer köşkler/konaklar/okullar ile yanyana dizilip Kadıköy-Bahariye-Moda’nın tarihinde de yerlerini alıyorlar.   

Bu köşk/konak/okulların pek ünlüsü, Mahmut Muhtar Paşa Köşkü/Kadıköy Kız Lisesi/Kadıköy Lisesi de başka bir turumun konusu olmalı.

Kaynak: http://www.boracetin.com/MORAN/MoranILK/moranilk.html

Kütüphanemden sonra hızlı bir çevrimiçi aramada ulaşabildiğim tek görsel, bu okul yani “Moran İlkokulu” ya da “Özel Moran Koleji” mezunu bir kişiye ait bir sitede yer alıyor (http://www.boracetin.com/MORAN/MoranILK/moranilk.html). 

Cephesini kısmen gösteren bu siyah-beyaz fotoğraftan yapının Bahariye-Moda’nın en etkileyici kâgir konaklarından biri olduğunu kestirmek hiç zor değil.

1967 yılında hâlâ orada olduğu sonucunu çıkarıyorum.

Ve Yıldız Moran’ın arşivinde bu yapıyla ilgili belge olduğundan eminim. 

En kısa zamanda ulaşılabilir olmasını diliyorum.

Yıldız Moran adına hazırlanmış çevrimiçi sitede ise (“Yıldız Moran Photographer”/ https://www.yildizmoran.com.tr), biyografisini “Sergileri”, “Kitapları”, “Sözlükleri”, “Yayıma Hazırladığı Kitaplar”, “Yıllıkları” ve “Çevirileri” başlıklı bir liste takip ediyor. 

Tümünde çok ilginç bulduğum bilgiler var fakat şu anda asıl dikkatimi “Yıllıkları” çekiyor. Moran İlkokulu ya da Özel Moran Koleji’nin değil ama Özel Moran Lisesi’nin 1969-1970 ile 1972-1973 eğitim yılları arasındaki yıllıklarını hazırladığını öğreniyorum Yıldız Moran’ın (https://www.yildizmoran.com.tr/biyografi). 

Bu bilgiyi, yine Pera Müzesi’ndeki serginin kataloğundan edindiğim ablası İnci Moran’ın Türkiye’nin ilk modern eğitimcilerinden biri olduğu bilgisiyle birleştiriyorum (s.11).

Artık İnci Moran’ın, ismini ailenin soyadından alan Moran İlkokulu/Koleji/Lisesi’nin yöneticisi olduğundan neredeyse eminim.

Peki Yıldız Moran’ın bu yıllıklardaki rolü neydi tam olarak acaba?

Yoksa öğrencilerin portre fotoğraflarını o mu çekmişti?

Bugün Kuzu Kestane Sokak’ı tekrar ziyaret ettikten sonra turumu masamın başında bitirmeye karar veriyorum.

Karşımda Yıldız Moran’ın Eşanlamlı Sözcükler ve Karşıt Anlamları Sözlüğü duruyor.

Bu sözlük, Moran’ın dile duyduğu derin ilginin, eşi Özdemir Asaf’ın şiirlerini de kapsayan İngilizceye yaptığı çevirilerde kendini belli eden her iki dildeki yetkinliğinin bir başka kanıtı. 

Kaynakçasında, babası Vahid Moran’ın 1924 yılında Latin harfleriyle basılmış, kendisinin 1971 yılındaki ikinci, 1985 yılındaki üçüncü ve 1989 yılındaki dördüncü baskılarını güncelleyip genişleterek hazırladığı ilk Türkçe-İngilizce sözlüğü de var. 

Önsözünde ise bir sözlüğü “aynen bir kalem, bir çekiç gibi onu kullanmasını bilen ellerde yararlı [olabilecek] bir araç” şeklinde tanımlıyor ve ekliyor Moran: “Etkili bir anlatımı asıl sağlayacak olan kişinin bu konudaki bilgisi ve hayal gücüdür” (s.v).

Ben de bu tanımdaki “kalem”e ve “çekiç”e bir de fotoğraf makinesi eklesem, sonra da Moran’ın fotoğraf ve dil arasında dokuduğu ilişkilere bu sözlüğün odağından bakabilsem, nasıl bir kumaşla karşılaşırım acaba? 

Sık dokulu, ince, yumuşak ve yarı-şeffaf da olabilir sanki, ham ve iri gözenekli de.

Biri bir ağacın dalına asıldığında, diğeri de bir ağacın üstüne örtüldüğünde içlerinden güneş ve gökyüzü süzülür, eminim.